Cinsel Sağlık Bilgileri | Mynet Sohbet

CinseL Sağlık

Cinsel Birleşme Olmadan Hamile Kalınır mı

Gebe kalma cinsel birleşme sonucunda gerçekleşen rastlantıya bağlı bir olaydır. Bu olay penis dölyoluna girmeden de gerçekleşebilir. ancak çok düşük bir ihtimaldir. Kadının bacakları arasına yerleştirilen penisin döl yolunun dudakları çevresine bırakacağı sperma, döl yatağı boynundan geçerek dölyatağına ve oradanda fallop borusuna ulaşabilir.

Ancak bu olayın gerçekleşme olasılığı çok zayıftır. Sperma döl yatağı boynuna yakın bir yere bırakılacak olursa gebe kalma olasılığı artar, Ancak yinede açıklanan biçimde penisin vajinaya girişi olmadan yaşanan cinsel ilişki gebe kalan bakire kızlara nadir de olsa tanık olunmuştur.

Yetiştirilme Biçimi Cinsel Yaşamı Etkiler mi?

Yetiştirilme Biçimi Cinsel Yaşamı Etkiler mi?

Genel olarak kabul edilen Freud öğretisine göre, cinsel soğukluk çocukluk döneminde yaşanan olumsuz olaylardan kaynaklanmaktadır.
Bütün kadınlar cinsel ve duygusal açıdan sağlıklı olarak dünyaya gelirler. Çocukluktan kadınlığa uzanan süreçte yaşanan olaylar kadının cinsel isteklerden uzaklaşmasına yol açar.
Bu isteksizlik zaman zaman bir başkaldırıya ya da “erkeğe boyun eğmeye karşı çıkma” biçimine varabilir. bu kadınlar ya farkında olmadan orgazmdan kaçarlar, ya da orgazm olduklarını kendilerinden gizlemeye çalışırlar.
Soğukluğun çeşitleri ve nedenleri genellikle birbirine benzemeyip oldukça karmaşıktır. . Anne ve babasının ilişkisi, onlardan gördüğü sevgi, kız çocuğunun dişilik gelişimini önemli ölçüde etkiler.
Cinselliğin doğallığını kavramamış bir annenin kızı, cinsel soğuklukla yada farklı cinsel sorunlarla karşılaşabilir.
Anne ya da babanın erken ölümü, kız çocuğunda sonradan kuracağı ilişkileri etkileyecek bir güvensizlik yaratabilir. Bazı çocuklar küçük yaşta yaşadıkları acının tekrarlanmaması için sevgilerini dışa vuramazlar. Sevgilerini göstermeyen kadınların, sevişme sırasında sorunlarla karşılaşmaları ise olası bir ihtimaldir.
Annenin bebeğini kucaklama biçimi bile oldukça önemlidir. Tedirgin ve güvensiz bir annenin çocuğu ile annesi tarafından sımsıkı bir sevecenlik ve güvenle tutulmuş çocukta, cinsel güven açısından farklar olduğu saptanmıştır.
Kendinden emin ve sevecen bir annesi olan kadınların çoğu, kendi vücutlarından ve cinselliklerinden kuşku duymazlar.
Çocukluklarında yeterli derece güven duygusu aşılanmamış ya da sevgi görmemiş genç kızlar cinsel ilişkiyi, eksikliklerini hissettikleri bütün duyguların sağlıyıcısı olarak görürler.
evliliğin ilk gecesinde yada ilişkinin başında, erkeğin kadına karşı kaba ve incitici davranması kadında cinsel ilişkiye karşı bir korku, isteksizlik ya da soğukluk oluşturabilir. Gerçek bir bir sevgi bekleyen bu kadınların çoğu eşlerininde yardımıyla sevişmeyi doyurucu ve güzel bulacak kadar rahat olmayı bir süre sonra öğrenebilirler.

Doğum Kontrol Hapı Nasıl Kullanılır

Doğum Kontrol Hapı Nasıl Kullanılır

Doğum kontrol hapı hergün düzenli olarak kullanılmalıdır. Hapı kullanmayı eğer unutursanız ek doğum kontrol önlemi (örneğin prezervatif) alarak, doğum kontrol hapınızı unuttuğunuzu fark eder etmez hapınızı için ve normal seyrinde devam edin.
Hap kullanmaya başladığınız adet dönemininilk iki haftası boyunca - ek doğum kontrol önlemleri alın.
Bir günden daha fazla süre ile ishal olursanız ek doğum kontrol önlemleri alın. Hap yeterince özümsenmemiş olabilir.
Mini hapı hergün aynı saatte düzenli bir şekilde kullanın. bu kurala uymazsanız gebe kalma ihtimali olabilir.
şiddetli baş ağrısı, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı belirirse vakit kaybetmeden doktora görünün.
Adet kanaması kesilirse doktora başvurun, hapa ara vermeniz ya da türünü değiştirmeniz gerekebilir.

Cinsel Gücü Arttıran Besinler

Cinsel Gücü Artıran Besinler

Cinsel gücün artmasında en önemli faktör kan dolaşım sistemidir. Bu sebeple dolaşımın iyi çalışması gerekir. Beslenme düzeninizde yapacağınız ufak değişimlerle cinsel yaşamınızı olumlu etkileyebilirsiniz.

* Çikolata, serotonin ve dopamin hormon sentezini tetiklediği için mutluluk verir ayrıca theobromin içermesinden dolayı sizi uyarır.

* Somon, omega-3 oranı fazla olan balıklardandır ve omega-3 kan akışkanlığını hızlandıran bir yağ asididir.

* Demir eksikliği cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir, demir eksikliğinin oluşmaması için de yağsız kırmızı et, tavuk, hindi, yumurta ve kurubaklagiller tüketilmelidir.

* Birçok meyvede bulunan antosiyan, kan akışkanlığını hızlandırır. Özellikle ahududu, böğürtlen, çilek, kiraz, yabanmersini antosiyaninden zengindir.

* Avokado; B6 vitamininden zengindir dolayısıyla serotonin salgılanmasını uyarır ayrıca E vitamininden zengindir testesteron salınımını artırır.

* Domates, likopenden zengin bir sebzedir ve libido artırıcı özelliğe sahiptir.

Domates, likopenden zengin bir sebzedir ve libido artırıcı özelliğe sahiptir.

* İstiridye, midye, deniz tarağı çinko ve iyottan zengin deniz mahsulleridir. Çinko testesteron salgılanması için önemli bir mineraldir.

* Acı biber, kan akışını hızlandırdığı ve sinir uçlarını etkilediği için önemlidir. Aynı etkiyi zencefil de gösterir.

* Ananas, bromelin enzimi içermektedir ve bromelin de libidoyu artırır.

* Yumurta, B6 ve B5 vitaminlerinden zengindir yani strese karşı koruyucu, hormon seviyesini dengeleyicidir. Böylelikle libidoyu artırır.

* Kuruyemişler, özellikle badem, fındık ve antep fıstığı l-arjinin adlı aminoasitten zengindir ve dopamin hormonu sentezini tetiklediği ve dolayısıyla kan akışını hızlandırdığı için tüketilmesi gereken besinlerdendir.

Badem, fındık ve antep fıstığı l-arjinin adlı aminoasitten zengindir ve dopamin hormonu sentezine yardımcı olur.

* Sarımsak, damarları genişletir ve dolayısıyla dolaşımı hızlandırır.

* Sigara elbette vücudumuzda bütün sisteme zarar vermektedir ama özellikle dolaşım sistemini etkileyip kanda toksik madde miktarını artırmaktadır. Bu da cinsel hayatı olumsuz etkileyen bir faktördür.

* Sağlıklı bir cinsel hayat için alkol tüketiminizi azaltmalı, işlenmiş yiyeceklerden ve kalorisi yüksek besinlerden uzak durmalı, her sebze ve meyveyi mevsiminde tüketmeli ve stressiz bir yaşam için elinizden geleni yapmalısınız.

Diyetisyen Özlem Sert Aydın

Kadınlarda Orgazm Nasıl Olur

Kadın orgazmına giden iki yol!

ABD ve Hollanda’da yapılan iki ayrı bilimsel araştırma, kadının orgazma ulaşmasında iki yol olduğunu ortaya koydu

New Scientist adlı bilim dergisinde yayımlanan söz konusu araştırmalara göre, bu ‘yollardan’ biri, kadının yalnız olduğu durumlarda, hayal gücüyle devreye giriyor. Diğeri ise kadının partneri tarafından fiziksel olarak uyarılması durumunda işlev kazanıyor.

BEYNİN 30 BÖLGESİNDE FAALİYET

Amerikan Rutgers Üniversitesi’nde gönüllü kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, hayal güçlerini kullanarak orgazma ulaşan partnersiz kadınların o anda beyin MR’ları çekildi. Elde edilen görüntülerde, karar alma, kontrol ve hayal gücünden sorumlu ön beyin (prefrontal korteks) dahil olmak üzere, beynin 30 bölgesinde yüksek derecede faaliyet olduğu görüldü.

‘DEĞİŞİK BİR BİLİNÇ HALİ’

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’ndeki araştırmada ise, partnerleri tarafından fiziksel olarak uyarılan kadınların beyin aktiviteleri görüntülendi. Ancak bu kez, ön beyin bölgesinde bir hareketlenme gözlenemedi. Bu da, partnerli orgazmın, kadının da arzulu bir şekilde ilişkiye izin verip, ‘değişik bir bilinç haline’ geçmesiyle gerçekleştiğini ortaya koydu. Bunu yapamayan kadınlarda ise orgazm güçlüğü yaşandığı belirlendi.

Yani iki araştırma bir bütün olarak incelendiğinde, kadınların ‘yalnız’ veya bir ‘sevgiliyle birlikte’ olması durumuna göre, orgazma ulaşmada iki farklı yol kullandıkları ortaya çıktı.

Cinsel İlişki Süresinin Uzatılması

Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve Mekanik bir edimdir. Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.

Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde Basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa olsun, bu “iç boşalmanın” erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.

Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD’de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza’yı ortaya atmışlardır. Carezza, İtalyanca “okşamak” sözcüğünden gelmektedir. Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir Saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.

Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander’in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedir. Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede “erkeksi” rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için, erkeğin tek bir “hedefe” orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama “necking” ve “petting” yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:

bu, kadını çoşkulandırırken erkekte tam tersine “serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık” olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir. Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, Ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır. Bu süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontroluna olan güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander’e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: “ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun. Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir” Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana bırakılmalıdır.

Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza’yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir. Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza ‘nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin “lokal” niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.

Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek bazan aşırı dikkatli, aşırı kontrollu davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu farkeden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak yerine bir “labora

tuvar deneyini” dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en “çıldırtıcı teknikleri” uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu “soğuklukla” suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır.

Wilhelm Reich’a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır. İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.

Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir.

Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4 Dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu noktada sabırlı, düşünceli ve

yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca “esin kaynağı” kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanısıra, eşini de iyi tanıması gerekir. Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,. Bunlardan en basiti, “duruşlar”la ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur. Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.

Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama’dır. Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. zamanla geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de

beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır. Erkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin “acilliğini” kısmen giderecektir.

Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel Atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.

Cinsel İstekte Azalma

Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkisine bağlı olmayıp, asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır.

Bu durumdan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eşlik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını , başka nedenlerle ( eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler. Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir .

Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir.

Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır. Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır.

İstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Bu durum uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedir. Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir.

Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir.

Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar

Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılır.

Cinsel Tiksinti Nedir?

Devamlı olarak veya tekrarlayıcı olarak cinsel birleşmeden çok fazla miktarda tiksinti duyarak, cinsel ilişkiden kaçınma halidir. Bu durum kişide yoğun bir gerilim ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. Bu teşhisin konması için bu durumun başka bir psikiyatrik bozuklukla net bir ilişkişinin olmaması gerekir.

Kişi cinsel ilişki söz konusu olduğunda kaygılanır, tiksinir ya da korku duyar. Bu iğrenme hali cinsel birleşmenin herhangi bir anına ilişkin olabilir. Bunlar sperma ( cinsel birleşme sırasında boşalan sıvı materyal ) ile ilgili ya da cinsel kasılmalar ve cinsel organların temas etmesi gibi farklı durumlara yönelik olabilir. Bazı vakalarda öpüşmek ve ten teması dahi bu durumu oluşturabilir.

Bu rahatsızlığı olan kişiler o anda bas dönmesi, mide bulantısı, sıcak basması, terleme, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık gibi yakınmalarla panik nöbetleri yaşayabilirler. Bu durumdaki kişiler durumdan kaçınmak için eslerinden çeşitli bahanelerle uzak durarak, erken yatabilir, aşırı bir çalışma temposu içine girebilir, evde kalma surelerini kısıtlayabilir ya da alkol-madde kullanımına başlayabilirler.

Tedavide başlangıçta imajinasyon yöntemleri ve bazen ilaç tedavileri ile kaygının azaltılması ile psikoterapi sürdürülür.

Viagralı Prezervatif Üretildi

‘Viagralı prezervatif’ üretildi

Bilim adamları, ereksiyon sorununa çözüm bulmak amacıyla, iktidarsızlık hapı Viagra’nın etkisini gösteren prezervatif üretti

İngiltere’de uzmanlar, ‘Viagra’ etkisi gösteren prezervatif üretti. ‘Viagralı Prezervatif’ adı verilen yeni ürün, penisteki kan basıncını artırarak uzun süre ereksiyon halinde kalmayı sağlıyor.

Ürünün yıl sonuna kadar Avrupa’da satışa çıkması planlanıyor.

Kadınlarda Cinsel İsteği Artırmanın Yolları

Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları
Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda cinsel isteği artırabilir. Cinsel aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar antidepresan tedaviye ikincil cinsel işlev bozukluğu olan hastalarda cinsel yanıtın dört evresini de artırmıştır. Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.

Cinsel istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri cinsel döngünün bu ilk evresine eşlik eden açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. Cinsel döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik yaklaşımla hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir.

Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez.

İlk Cinsel İlişki Hakkında Merak Edilenler

Genç kızların bir çoğunda kızlık zarı ile ilgili anlatılan abartılı ve yanlış hikayeler nedeni ile ilk cinsel ilişkinin çok ağrılı bir tecrübe olacağı inanışı vardır. Bu inanış ilk cinsel ilişkiden aşırı derecede korku duyulmasına neden olmaktadır. Bu gereksiz korku zamanla cinsel isteksizliğe, ilişkiden yeterince haz almamaya kadar varan cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olabilir.

Kızlık zarı (hymen), vajen girişinden yaklaşık bir santimetre içerde bulunan bir mukoza kıvrımıdır. Bu oluşum vajina girişinde bir darlık meydana getirir. Vajinal salgıların ve adet kanının dışarı akması için ortasında açıklık mevcuttur. (Anatomik resmi aşağıdadır)

Kızlık zarının şekli, esnekliği ve kalınlığı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazen ilişki sırasında kanama yapmayacak kadar ince ve elastik olabilirken bazen de cinsel ilişkiyi engelleyecek kadar kalın olabilir.

Genellikle ilk ilişki sırasında yırtılan kızlık zarı kanama meydana getirir. Ancak bazı durumlarda kızlık zarı esnektir ve penis vajinaya girse bile yırtılmamaktadır. Böyle durumlarda kızlık zarı ilişki ile değil de ancak doğum anında yırtılmaktadır.

Normal bir durumda ilk ilişki sonrasındaki kanama 5-10 dakika ile birkaç saat arası sürmektedir. Kanamanın hiç olmaması veya çok az olması normal olabileceği gibi bazen kişiyi şoka sokacak kadar fazla da olabilir. Bu tamamı ile yırtılan kızlık zarı bölgesinin kanlanımı ile ve kızlık zarının anatomik şekli ile ilişkilidir.

İlişkiye başlamadan önce kadın ilişkiye ne kadar hazırsa ve ilişkiyi ne kadar çok arzuluyorsa vajenin kayganlığını sağlayan salgılar o derecede çok salgılanacak ve ilişki ağrısız olacaktır.

Kadın kendini hazır hissetmeden ilişkiye girmenin denenmesi kızlık zarının düzensiz yırtılmasına neden olabilir. Bu durumda ağrı ve kanama daha fazla olur. O nedenle özellikle ilk cinsel ilişki öncesinde kadının tam olarak uyarılması yani ön sevişme denilen kısmı daha uzun tutmak gerekmektedir.

Normal bir ilişkiye başlamada ilk şartlardan birisi çiftlerin birbirine karşı güven duyması ve anlayışlı olmalarıdır

Kızlık Zarı Nedir

Kızlık zarı bozulması (hymen) bekaret bozma, kadın seks ve cinsel sağlık dendiğinde akla gelen belkide ilk konudur. Bekaret, bakire, bakirelik, kızlık zarı bozma, seks, kadın cinsel yaşam ve cinsel sağlık gibi terimleri irdelemek gerekir. HYMEN , Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan “evlilik ve düğün tanrısı” dır. Gerdek gecesi bu Tanrı’ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır) Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) “Hymen” dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür. Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın olmaması nedeniyle, pek çok kızımız haksız yere bakire olmadığı düşüncesiyle apar topar kollarından tutularak kızlık zarı muayenesi için biz jinekologlara getirilmektedir.

Bu durumda bu genç kızlarımız son derecede küçük durumlara düşürülmekte ve evliliklerine maalesef çok kötü bir anıyla başlamak zorunda kalmakta; çoğu zaman da duyulan güvensizlikler nedeniyle evlilikleri kısa zaman içinde boşanmalarla sonuçlanabilmektedir.

İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani “bekaretin sembolü” olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır. Ülkemizde çok yakın zamanlara kadar liseye başlama çağlarında yatılı okullara yerleştirilecek genç kız öğrenciler yönetmelik gereği zorunlu olarak kızlık zarı muayenesinden geçiriliyor ve jinekologlar tarafından düzenlenen “bakirelik” raporları ile ancak kayıtları yapılabiliyordu. Yeni kanun düzenlemeleri ile bu yüz kızarıcı uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır.

Fizyolojik Yapı
Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır ve genellikle özel bir görevinin olmadığı düşünülmektedir. Yine de bazı araştırmacılar ise kızlık zarının, mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediğini ileri sürmüştür. Adli tabiplikte ise cinsel şiddete veya istismara maruz kalan çocukların tanısında kullanılmaktadır. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok “sosyolojik bir fonksiyonu” vardır.

Anatomi
Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve “mukoza” adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır. Bu yapı, dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer. Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.
Yukarıdaki resimde 18 yaşındaki genç bir kızın genital organları önden bakış açısıyla görülmektedir. Kızlık zarı, vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısmında yer alan ince bir yapıdır.

Kızlık zarı vajina girişini tamamen kapatmaz, ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan bir delik bulunur. Bu deliğin şekli ve yapısı hymen türlerinin belirlenmesinde kullanılır. Kızlık zarının şekli, kalınlığı ve elastikiyeti kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir.

KIZLIK ZARI TÜRLERİ
Kızlık zarı pek çok anatomik varyasyona sahiptir.
Annüler Hymen (Yuvarlak halka) Kızlık zarı yuvarlak halka şeklinde olup ortasında yine halka şeklinde bir delik bulunur. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rağmen zar yırtılamayabilir. Bu durumda “hymen duhule müsait” denir. Halk arasında ise “esnek zar” tabiri kullanılır. En sıklıkla görülen hymen şeklidir(%60-95 oranında)

Kresentrik Hymen (Yarımay) Zar yarımay şeklindedir. Üst kısımda zar daha incedir veya hiç yokken arka kısımda belirgindir. Görülme sıklığı %3.5 ile %20 arasında değişmektedir. Bu tür zarlar genelde ilişki sırasında yırtılmaz.

Septalı Hymen (Ara bölmeli) Kızlık zarının orta kısmında boşluğu bölen, zara ait ara bir doku parçası vardır. Görülme sıklığı %1.5-5 arasındadır.

Kribriform Hymen (Çok delikli, kalburumsu) Hymenin ortasında tek değil birden fazla delik vardır. Bu görüntüsü ile adeta bir “kalbura” benzer. Görülme sıklığı %1′den daha azdır.

İmperfore hymen (Deliksiz) Hymenin ortasında delik yoktur ve vajina girişi tamamen kapalıdır. Bu zara sahip kızlar hiç adet kanaması görmezler. Normal şekilde gerçekleşen kanama vücut dışına atılamaz ve hymen arkasında vajina içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur ve mutlaka cerrahi bir işlemle açılması gerekir.

Mikroperfore hymen (Küçük delikli) Zarın ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanaması olur ancak oldukça ağrılıdır. Bazen cerrahi müdahale ile açılması gerekebilir.

Multipar hymen (Doğum yapmışlarda bulunan) Normal doğum yapmış kadınlarda kızlık zarı doğuma bağlı yırtılır ve geriye kalan kısımlar “karinkül (hymen artığı)” olarak adlandırılır. Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.

Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nebbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir.

Bazen bir ilişki olmasa da kızlık zarının serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadınların yaklaşık %20′sinde doğuştan gelen, “doğal çentik” adı verilen ve zarın tabanına kadar inmeyen bu tür çentikler bulunabilir. Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide mutlaka kanar mı?
Hayır. Kızlık zarı kısmen esnek olmasına karşın, vajinanın içine girilen ilk ilişkide kolaylıkla yırtılan ve kanayan damarlardan zengin bir anatomik yapıdır.

Ancak kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve birden çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara “duhule (geçişe) müsait zar” adı verilir. Halk arasında ise “elastik zar” olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılacaktır.

Diğer taraftan kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir. Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.

Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?
Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Bu kızlık zarının normalden kalın olması ve kişinin ağrı eşiğinin düşük olması ile ilişkilidir. Ancak genelde kızlık zarının yırtılması sırasında dayanılmayacak kadar çok bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı da son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korku sebebidir. Erkeğin yavaş, anlayışlı ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını sağlar.

Ayrıca her ilişkide olması gerektiği gibi ilk ilişkide de “ön sevişme” denilen kısım mümkün olduğunca uzatılarak vajenin yeterince ıslanmasının sağlanması, ilişkinin daha rahat ve ağrısız olmasına neden olacaktır.

Kanamanın miktarı ne kadardır ?
Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Ancak çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkması sonucunda kanama durmazsa cerrahi müdahale ile dikiş atılması gerekebilir. Bazı durumlarda ise vajina girişinde, hatta derinlerde yırtıklar meydana gelmesi (“Coit yırtıkları”) sonucu şiddetli ve durmayan bir kanamalar görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir.

Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?
Hayır. Bazı durumlarda zarda yırtık meydana gelmesine rağmen hiç kanama olmayabilir.

Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?
Hayır. Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.

Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?
Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile de yırtılabilir. Ancak nadiren ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler, kaza ve travmalar sonrasında da bozulabilir veya zedelenebilir.

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi ?
Hayır. Vajina içine bir şey sokmaya denenmediği taktirde, yalnızca mastürbasyon ile kızlık bozulmaz.

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi ?
Yırtığın eski yırtık mı (7 günden sonra), yoksa yeni yırtık mı (7 günden önce) olduğu kızlık zarı muayenesi ile anlaşılabilir. Ancak aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse (eski yırtıklarda) ilk ilişkiyle zarın ne zaman bozulduğu anlaşılamaz.

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?
Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir muayene ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Bunun için doktorunuz gazlı bez ile büyük dudakları çekerek kızlık zarını gözlemler.

Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak bir deneyim gerektirir.

Bazı durumlarda bir jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve “kolposkopik incelemeye” gereksinim duyabilir. Kolposkop, vajenin, rahim ağzı ve dış genital organların bir mikroskopla büyütülerek incelenmesini sağlayan cihazdır. Özellikle “doğal çentik” bulunan hymenlerde bekaret kararını vermek güç olabilir.

Bir kişinin bakire olup olmadığı ultrason, MR veya Bilgisayarlı Tomografi ile anlaşılabilir mi?

Hayır. Tüm bu yöntemlerle anlaşılmaz. Yalnızca deneyimli bir jinekolog tarafından yapılan jinekolojik muayene ile anlaşılabilir.

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?
Evet. Gebelik oluşması için kızlık zarının bozulması şart değildir. Önceden anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir.

Diğer bir olasılık da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır. Spermler kamçılarıyla hareket eden hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da tüplere geçerek yumurta ile karşılaşıp birleşerek (döllenme sonucu) dış gebelik de dahil olmak üzere gebeliği başlatabilirler.

Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
Evet. Zar yapısı uygun olan -yani açıklığı geniş olan- kişilerde hymen yapısına zarar vermeden “spekulum incelemesi” hatta kürtaj dahi yapılabilir.

Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür?
Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan spekulum muayenesidir. Günlük tıp uygulamalarında bakire olanların muayenesinde çoğunlukla bu işlem uygulanmamakta ve elle muayene makattan yapılmaktadır.

Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür almak mümkündür.

“İlk gece”de nelere dikkat etmek gereklidir?
İlk gecede veya daha geniş anlamıyla ilk cinsel ilişkide hem kadına hem erkeğe düşen önemli görevler vardır. Bu ilk deneyimin güzel ve hatırlandığında iyi duygular uyandıran bir deneyim olması için ön koşul kadının kendini psikolojik olarak rahat ve hazır hissetmesidir. Ayrıca karşı cinsel eşe güven de son derecede önemlidir.

İlk cinsel deneyimin illaki ağrılı değildir. Kadın kendini yeterince gevşettiğinde, erkek de yumuşak ve hoşgörülü davrandığında ağrısız bir ilk deneyim gerçekleşmesi çok olasıdır.

Erkek biraz sabırlı davranmalı ve “ön sevişme” denilen sürecin uzatılarak vajenin yeterince ıslanması sağlanmalıdır. Böylelikle penisin vajinaya girişi kolaylaşacaktır. Ayrıca, kayganlaştırıcı jel (=lubrikantlar) olarak eczanede satılan ve reçetesiz alınabilen ilaçlar da ilişki öncesi genital bölgeye uygulanabilir.

Kadınların ilk deneyimlerinde en önemli korkularından biri gebe kalmaktır. Bu yüzden erkeğin prezervatif kullanması veya kadının doktoruna danışarak uygun bir korunma yöntemini kullanmaya başladıktan sonra ilişkide bulunması en idealidi

Orgazm Olamama Nedenleri

Bu gibi durumların hepsinde başlıca sorun kötü bir teknik ve yetersiz uyarılma olabilir.
Fiziksel Nedenler
Biraz Alkol gevşeme sağlayabilir, ama çok fazla alkol cinsel perfor­mans üzerinde öldürücü bir etki ya­par. Erkekler sertleşmeyi devam et­tirmekte zorlanabilir, kadınlar ise or­gazma ulaşabilecek kadar uyarıl­makta güçlük çeker.
İlaçlar da böyle bir etki yapabilir ve libidoyu (cinsel dürtüyü) azaltan ilaçların hepsi orgazmı da önleyebi­lir. Kokain, barbitüratlar, tioridazin, bazı yüksek tansiyon ilaçları, östrojen, Depresyon ilaçları, zaman za­man da gebeliği önleyici kontrasep-tif haplar bu türdendir.
Ameliyat da cinsel doyumu etki­leyebilir, ama vakaların çoğunda ne­den fiziksel olmaktan çok psikolojik­tir yani cinsel organları ilgilendiren ya da göğüslerin alınması (mastektomi) veya kolostomi (kalın barsağın dışarı açılması) gibi ameliyatlara gösterilen tepkiye bağlıdır. Rahmin alınmasının (histerektomi) bazı ka­dınlarda daha az tatmin edici bir or­gazma yol açabildiğim gösteren ka­nıtlar vardır. Oysa prostat Ameliyatı erkeklerin yalnızca küçük bir bölü­münde cinsel işlevde azalmaya yol açıyor.
Uzun süren ağır hastalıkların hepsi cinsel dürtüde azalmaya ve orgazma ulaşmakta güçlük çekilme­sine neden olabilir. Nedeni ne olur­sa olsun, cinsel birleşme sırasında ağrı (bk. s. 25-34) kadının orgazma ulaşamayacak kadar gerilmesine ve endişelenmesine neden olabilir. Çok seyrek olarak orgazma ulaşamama­nın nedeni nörolojik bir sorundur.
Psikolojik sorunlar
Orgazm kişinin cinsel olarak “geri dönülmez bir noktaya’ erişene ka­dar uyarıldığı zaman ortaya çıkan bir reflekstir. Özellikle kadınlarda başlı­ca sorun kişinin yeterince uzun bir süre yeterli ölçüde uyarılmaması olabilir, ama başka bazı etmenler bu “noktaya’ erişmeyi güçleştirici bir rol oynayabilir.
Kadınlar uyarılmaya yanıt vere­cek biçimde kendilerini bırakmak için, güvenli bir ortamda bulunmaya ve gevşemeye daha fazla gereksi­nim duyar. Gebelik, ilişkinin kendisi ve benzeri konulardaki çözümlen­memiş kaygılar heyecanı önleyebi­lir.
Orgazma birkaç kez ulaşılamadıysa, başarı endişesi ve başarısızlık korkusu sorunu daha da ağırlaştıra­bilir ve “seyirci tutumu’ adı verilen bir davranış kalıbı yerleşebilir. Vücu­du erotik duyguların hazzma bırak­mak yerine, orgazma ulaşma hede­finin ön plana geçmesi kişinin kendi­sine sürekli “Böyle hissetmem mi gerekiyor? Orgazma yaklaşmıyor muyum? Neden? Sorun ne?’ gibi sorular sorması anlamına gelir: Bu türden endişelerin uyarılmayı önle­mesi ve orgazmı engellemesi kaçı­nılmazdır.
Orgazma ulaşamayan kadınlarla ilgili araştırmalarda başka birçok fak­törün de rolü gözlemleniyor; kont­rolü yitirme korkusu, yarışmacı ya da saldırgan duygular, orgazma ulaşılırsa idrar kaçırılacağı gibi gerçek­dışı korkular, vb. Sorunun ruhsal bo­yutlarıyla birlikte ele alındığı cinsel ruh sağlığı terapisinde (psikoseksüel terapi) bunlar da irdelenmelidir.
ORGAZM SORUNLARINDA TEDAVİ
En iyisi bu konuyu terapistle görüş­mek ve temel sorunun ne olduğu­nun belirlenmesini sağlamaktır. So­run cinsel teknikteyse, terapist çiftin birbirini uyarmada yeni yöntemleri denemesine yardımcı olabilir ve ka­dına cinsel birleşme sırasında klitori-sin uyarılmasını artırmak için belli egzersizler öğretebilir. Diğer bazı durumlarda daha çok psikolojik boyuta vurgu yapılabilir.
“Seyirci tutumu’ sorunu varsa, terapist fantezilerle dikkatin dağıtıl­masını, ayrıca gerekiyorsa erotik li­teratür ya da film ve vibratör gibi yardımcı araçlardan yararlanılmasını önerebilir. Kadının ve erkeğin or­gazma ulaşmasına yardım eden öz­gül egzersizler arasında 53. sayfa­daki kutuda belirtilenler de buluna­bilir.
Fantezilerden yararlanma doğal hale gelirse, başarısızlık endişesi ve korkusu ve buna bağlı seyirci tutu­munun oluşturduğu kısır-döngü kırı­labilir.
Sonuçlar
Orgazma ulaşamama tedavilerinde genellikle büyük başarı elde ediliyor ve seks terapistleri 20 seansta %90 başarı sağlandığını belirtiyor.

Copyright © 2011 Mynet Sohbet. Her Hakkı Saklıdır. | Mynet Forum Mynet Kısayol Sitesi | Geçerli XHTML | XFN | Sitemap | mynet sohbet | mynet chat | mynet sohbet odaları | mynet sohbet çet sohbet odaları film izle dizi izle mynet sohbet sohbet